Flash
Sektörün kalbi buradan atıyor — haber, analiz, e-dergi.Turizm Ekonomisi yeni nesil altyapıya taşındı.Sektörün kalbi buradan atıyor — haber, analiz, e-dergi.Turizm Ekonomisi yeni nesil altyapıya taşındı.
25 Nisan 2026 Cumartesi
TurizmEkonomisi
Turizm

2025 turizminde alarm çanları: Sektöre gölge düştü

Şeyda Köksal·
2025 turizminde alarm çanları: Sektöre gölge düştü

2025 turizm sezonu, Türkiye’yi son zamanların en zorlu sınavları ile karşı karşıya kalmasına neden oldu. Türkiye’de yaşanan pahalılık, siyasi gerginlik, güvenlik açıkları, personel krizi ve etik dışı destinasyon uygulamaları nedeniyle hem iç pazarda hem de dış pazarda ülkenin itibar kaybetmesine neden oldu. Antalya, Bodrum ve Çeşme gibi dünya genelinde popüler olan bölgeler doluluk oranları olarak daha yüksek durumda olsa dahi kar marjlarını koruyamıyor. Dünya Kardeş Kentler Turizm Forumu Genel Sekreteri Hüseyin Baraner, Türkiye turizminin mevcut durumunu değerlendirirken, birçok öneride bulundu.

TURİZMDE YAŞANAN ZORLUKLARIN NEDENLERİNİ SIRALADI

2025’te beklenmedik zorluklar yaşanmasının temel nedenlerini aktaran Dünya Kardeş Kentler Turizm Forumu Genel Sekreteri Hüseyin Baraner, Pahalı destinasyon algısı ve güvenlik endişeleri sektörü nasıl etkilediğini ifade etti. Baraner, “2019’da 52 milyon turist, son yıllarda gerçekçi olacaksak bakanlığımız çok yönlü güzel çalışmalar yaptı. Sektörümüz özgüven içerisindeydi . 2024’te yeni rekorlar…

Ancak 2025, hiç kimsenin beklemediği kadar zorlu geçti. Pahalılık, siyasi gerginlik, güvenlik açıkları, personel krizi ve etik dışı destinasyon uygulamaları birleşince, Türkiye “parlayan yıldız” olmaktan çıkıp “zorluklarla boğuşan ülke” konumuna düştü.Oteller dolu görünse de kar marjları eridi, erken rezervasyonun anlamı kayboldu, Avrupa’daki seyahat acenteleri Türkiye satışlarında temkinli davranmaya başladı. Bu tablo, günü kurtarmaya odaklı turizm anlayışının artık sürdürülemez olduğunu gösterdi” dedi.

GÜVENLİK SORUNLARI TURİZMİ ETKİLEDİ

2025’te yaşanan güvenlik sorunları, pandemi sonrası kazanılan ‘Güvenli Turizm’ güvenini etkilediğini aktaran Baraner, “Türkiye, COVID-19 sonrası dönemde “Güvenli Turizm Sertifikası” ile dünyaya örnek olmuştu. Antalya’dan Bodrum’a, Kapadokya’dan Çanakkale’ye kadar pek çok tesis uluslararası hijyen standartlarıyla öne çıkmıştı. Ne var ki 2025’te Bolu’da yaşanan büyük otel yangını, güvenlik standartlarını sorgulatmaya yetti. Avrupa basınında çıkan “Türkiye gerçekten güvenli mi?” manşetleri, pandemi döneminde kazanılan güveni bir anda eritti” sözlerine yer verdi.

PAHALI TÜRKİYE ALGISI TURİSTİ UZAKLAŞTIRDI

Pahalı Türkiye algısıyla turistlerin destinasyon tercihleri hakkında konuşan Baraner, “Enflasyonun yüzde 50’yi aşmasıyla fiyatlar kontrolden çıktı. Antalya’da bir aile tatili artık İspanya’dan pahalıya gelmeye başladı. Bodrum’da bir akşam yemeği Londra fiyatlarına ulaştı. Turistler için Türkiye artık “ucuz ve kaliteli tatil ülkesi” değil, “pahalı ve belirsiz” bir destinasyon haline geldi. Alman ve Hollandalılar Balkanlar, Mısır, Tunus ve Fas’a kaydı.İngilizler Kuzey Afrika’ya yöneldi. Türk orta sınıfı ise tatili Midilli, Sakız, Rodos gibi Yunan adalarında geçirmeye başladı” belirtti.

“ERKEN REZERVASYONDA GÜVENİLİRLİK BİTTİ”

Avrupa’daki seyahat acenteleri, Türkiye satışlarında temkinli davrandığının altını çizen Baraner, “En büyük kırılma noktalarından biri, Avrupa’daki seyahat acentelerinin güven kaybı oldu. Almanya, Avusturya ve Hollanda’daki acenteler, Türkiye satışlarında mesafeli davrandı. Sebep açıktı: Fiyatlarla sürekli oynandı. Sezon başında erken rezervasyon yapan müşteri birkaç ay sonra aynı oteli daha ucuza buldu ya da aynı paraya daha düşük hizmet almak zorunda kaldı. Böylece erken rezervasyon güvenilirliğini tamamen kaybetti. Bir Alman acente temsilcisinin sözleri durumu özetliyordu:

“Türkiye’de fiyat piyango gibi. Bugün yaptığımız rezervasyon yarın anlamını yitiriyor.” Ayrıca bazı otellerin doğrudan acente müşterilerini arayarak indirim ve düşük fiyat teklif etmesi, acentelerin Türkiye’ye olan güvenini daha da zedeledi” dedi.

 PERSONEL KRİZİ SEKTÖRE DAMGA VURDU

Personel krizi sektörün hizmet kalitesindeki etkilerinden bahseden Baraner, “2025’in bir diğer acı dersi, turizm emekçileri ile ilgiliydi. Pandemi sonrası sektörü terk eden 400 bini aşkın nitelikli personel geri dönmedi. Antalya, Alanya ve Bodrum otelleri sezonu eksik kadro ile açtı. Enflasyon ve düşük maaş çalışanları bezdirdi. Sosyal medyada “hizmet eskisi gibi değil” yorumları çoğaldı. Bazı tesislerde personel hala 8 - 10 kişi aynı odada kalıyor. Çalışan mutsuz olunca, o meşhur Türk misafirperverliği gölgeleniyor. Bazı büyük oteller çareyi Hindistan, Endonezya ve Nepal’den işçi getirmekte buldu. Fakat kültürel uyumsuzluk, iletişim sorunları ve kur dalgalanmaları bu yöntemi sürdürülemez kılıyor. Barut Otelleri gibi zincirlerin örnek lojman ve sosyal imkan uygulamaları sektörün tamamına yaygınlaştırılmadıkça, turizmde hizmet kalitesi her geçen yıl daha da düşecektir” sözlerine yer verdi.

“YERLİ TURİST İÇİN TATİL LÜKS OLDU”

İç turizmdeki mevcut durum hakkında açıklamalarda bulunan Baraner, “Yerli turist için tatil artık lüks haline geldi. Ortalama gelirli bir ailenin Antalya’da bir hafta tatil yapması imkânsız görünüyor. Çanakkale, Edremit ve Ayvalık gibi geleneksel Türk tatil rotaları bile orta sınıf için erişilemez hale geldi. İç turizmin daralması, sektörün en büyük güvence damarını kesti. Oysa sürdürülebilir turizm, sadece yabancıya değil, kendi vatandaşına da tatil imkanı sunabilmektir” ifadelerine yer verdi. 

KAYNAK: Manşet/ Fulya OMAÇ

Yorumlar

Her yorum editör onayına düşer. Hakaret, yalan haber ve kişilik hakları ihlali yayımlanmaz.

İlk yorumu sen yaz.

İlgili haberler