Şanlıurfa'daki Yoğunburç kazıları, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Türkiye topraklarında yürüttüğü ilk arkeolojik araştırma projesi olma özelliğini taşıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Taş Tepeler Projesi" çerçevesinde başlatılan bu çalışmalar, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ile Çin Devlet Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezi arasındaki ortaklaşa bir girişim niteliğindedir. 16 Temmuz 2026'de resmi olarak başlayan kazı çalışmalarına, yedi Çinli arkeolog da dahil olmak üzere toplam 22 kişilik bir ekip katılmaktadır.
Yoğunburç Kazı Başkanı Prof. Dr. Gan Caichao, bu projenin Çinli bilim insanları için Türkiye'de gerçekleştirilen ilk sistematik arkeolojik çalışma olduğunu vurgulamıştır. Gan, Şanlıurfa'da araştırma yapma fırsatından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, iki ülke arasında arkeoloji alanında daha kapsamlı bir işbirliğinin geliştirilmesini arzuladığını belirtmiştir. Neolitik dönem yerleşim alanlarının incelenmesi amacıyla yürütülen bu çalışmalar, insanlık tarihinin önemli bölümlerine ışık tutmayı hedeflemektedir.
Gan, Yoğunburç kazılarının yalnızca bilimsel açıdan değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki diplomatik ve turizm ilişkileri bakımından da kritik bir rol oynadığını ifade etmiştir. Çin vatandaşlarının Türkiye'yi, Şanlıurfa'yı ve bölgedeki tarihi mekanları tanıması gerektiğini vurgulayan Gan, devlet düzeyinde bu kazılara verilen önemin yüksek olduğunu aktarmıştır. Çin Halk Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Rao Quan'ın kazı başlamadan önce Şanlıurfa'yı ziyaret ederek çeşitli incelemeler yaptığını hatırlatan Gan, bu ziyaretin ardından Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile Çin hükümeti arasında yapılan görüşmelerin projenin hayata geçirilmesinde belirleyici olduğunu belirtmiştir.
Kazı çalışmaları, iki ülkenin dostluk bağlarını pekiştirmenin yanı sıra, Şanlıurfa'nın uluslararası turizm alanında görünürlüğünü artıracağı beklenmektedir. Çinli arkeologların Türkiye'deki varlığı, gelecek dönemlerde Çin'den gelebilecek turist akışının artmasına da katkı sağlayabilir. Proje kapsamında elde edilecek bulgular, her iki ülkenin akademik ve kültürel kurumlarında paylaşılarak, ortak bilimsel yayınlara dönüştürülmesi planlanmaktadır.





