Kahramanmaraş, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'nda "Edebiyat Şehri" unvanını alan Türkiye'nin ilk ve tek şehri oldu. Şehrin bu uluslararası tanınırlığı, 500 yılı aşkın edebiyat geleneği ve kültürel birikiminin sonucudur. Kahramanmaraş, 19 Haziran'da İstanbul'daki Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenecek bir programla kültür, sanat ve medya dünyasının temsilcileriyle buluşacak.
Programda şehrin UNESCO süreci, kültürel kalkınma vizyonu, edebiyat turizmi potansiyeli ve uluslararası hedefleri kamuoyuyla paylaşılacak. Prof. Dr. Uğur Batı tarafından hazırlanan değerlendirmede, Kahramanmaraş'ın toplumsal hafızasının dört katmanda oluştuğu belirtiliyor: tasavvuf ve irfan hafızası, halk sesi ve sözlü hafıza, entelektüel ve siyasal hafıza ile modern kimlik edebiyatı. Halîlî-i Marâşî'nin 16. yüzyılda yazılan şiirleri, Karacaoğlan'ın dört yüz yılı aşkın süre ağızdan ağıza aktarılan türküleri ve Yedi Güzel Adam halkası bu geleneğin örnekleridir.
Şehrin edebiyat geleneği, aile ve dergi aracılığıyla kuşaktan kuşağa iletilmiştir. Halîlî-i Marâşî'nin soyu köklü âlim ve sufi ailesi, Sünbülzâde Vehbî'nin babası ve dedesi de eser sahibi âlimler, Abdurrahim Karakoç'un babası hece vezninde şiir yazan bir köylü olmuştur. Bu aktarım, edebiyatın Kahramanmaraş'ta bir nesil geleneği olduğunun kanıtıdır.
Şehrin şairleri tarafından üretilen eserler, yalnızca estetik değer taşımamış, aynı zamanda dönemin siyasi gelişmeleri, toplumsal dönüşümleri ve kimlik krizlerini kayıt altına almıştır. Karakoç'un Diriliş kavramı, Özdenören'in hikâyeleri ve Pakdil'in itirazçı nefesi, Kahramanmaraş'ı coğrafi bir mekân olmaktan çıkarıp anlam üretim merkezine dönüştürmüştür.






