Türkiye'nin 22 yıl aradan sonra ev sahipliği yaptığı 2026 NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 7-8 Temmuz'da gerçekleştirildi. Zirvenin siyasi kararlarının yanı sıra liderlere sunulan menü de uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Üsküdar Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, resmi akşam yemeğinin menü seçiminin stratejik bir unsur olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Arslan, uluslararası zirvelerde sofraların önemli bir diplomasi aracı işlevi gördüğünü vurguladı. Menü seçiminin yalnızca ikram edilecek yemekleri belirlemekten öte, ev sahibi ülkenin kültürünü, değerlerini ve misafirlerine verdiği önemi yansıtan stratejik bir tercih olduğunu açıkladı. Camp David Anlaşmaları (1978) ve G20 Osaka Zirvesi (2019) örneklerini veren Arslan, sofrada geçirilen samimi anların diplomasi süreçlerini şekillendirdiğini ifade etti.
NATO Zirvesi'nin resmi yemeğinde sunulan menü, Türkiye'nin farklı bölgelerinden seçilen ürünleri bir sofrada buluşturdu. Taş fırın pide, Kayseri mantısı, deniz levreği veya dana kaburga, sütlü Nuriye, Maraş dondurması, Trabzon tereyağı, Hizan karakovan balı, Urla sakız enginarı, Tokat yaprağı ve firik pilavı gibi lezzetler tercih edildi.
Prof. Dr. Arslan, bu menü seçiminin bilinçli bir gastronomi stratejisini yansıttığını belirtti. Karadeniz, İç Anadolu, Ege, Güneydoğu ve Doğu Anadolu'dan ürünlerin yer alması, Türkiye'nin kültürel çeşitliliğini ve coğrafi zenginliğini sembolize ettiğini açıkladı. Arslan, her lezzet seçiminin yalnızca bir yemek değil, aynı zamanda Türkiye'nin misafirperverliğini ve gastronomi kültürünü yansıtan bir diplomasi aracı niteliği taşıdığını vurguladı.






