Yaz gelir, manşetler coşar. Havalimanları kalabalıklaşır, sahil yolları tıkanır, restoranlar dolup taşar. Her yıl aynı tablo, aynı sarhoşluk... Ve her yıl gazeteler aynı başlıkları atar: "Turizm rekoru kırdı."
Ben bu manşetleri otuz yıldır okuyorum. Bazen sevinerek, bazen kaygıyla ama her zaman ardındaki gerçeği arayarak... Çünkü turizm ekonomisinde büyük rakamlar, büyük kârları garanti etmez. Milyonlarca turist gelir; ama o milyonların bıraktığı her liranın ne kadarı sektörde kalır, ne kadarı yurt dışına akar, ne kadarı borç olarak birikir — asıl mesele budur. 2026'da bu mesele artık kâğıt üzerinde değil, sektörün bağrında yanıyor.
ENFLASYONUN KISKACI
Türkiye'nin ekonomik gerçekliği, turizm işletmelerine hem müşteri hem de düşman kesilmiş durumda. Otel işletmecisi bugün dövizle satar, lirayla öder. Gıda, enerji, personel maaşı, bakım-onarım — bunların tamamı iç piyasada, enflasyonun hükmünde. Giderler genel enflasyonun 30 puan üzerinde seyrederken, kurdan gelen gelir aynı hızda yükselmyor. AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu'nun net ifadesiyle: "2026 zor geçecek." Antalya'dan Muğla'ya uzanan kıyı şeridinde satışa çıkarılan otel sayısı, geçen yıla kıyasla çarpıcı biçimde artmış durumda.
OTA'LARIN GÖRÜNMEZ ELİ
Bugün bir otel, odalarını satabilmek için 500'e yakın dağıtım kanalına bağlanmak zorunda hissediyor kendini. Bu platformlar her rezervasyon üzerinden yüzde on beşten yüzde yirmi beşe varan komisyon kesiyor. Üstelik Booking.com, Agoda.com ve Expedia.com gibi küresel devler, Türkiye'de yasal olarak kayıtlı birer ticari tüzel kişilik olarak faaliyet göstermiyor. Türk otelcisi, kendi odasını kendi toprağında yabancı bir aracıya muhtaç olarak satıyor ve kazancının en büyük dilimini o aracıya bırakıyor.
YERLİ TURİST ROTASINI DEĞİŞTİRDİ
Bir dönem iç pazar, dış sezonun tutmadığı yılların sigortasıydı. O sigorta artık işlemiyor. Enflasyon, konaklama fiyatlarını öyle bir noktaya taşıdı ki orta gelirli yerli turist için Türkiye'de tatil yapmak gerçek anlamda lüks hâline geldi. Yunan adaları, Arnavutluk kıyıları ve Balkan destinasyonları artık bir hayal değil; ekonomik bir akıl.
ASIL MESELE: TURİZM EKONOMİSİ KİMDİR?
Turizm ekonomisi yalnızca oteller, acenteler ve havayollarından ibaret değildir. Transfer minibüsü şoföründen hediyelik eşya satıcısına, deniz kenarındaki simitçiden el emeği ürünler satan çarşı esnafına kadar o zincirin her halkası titreşir. Bir otel zincirinin kâr açıklaması, turizm ekonomisini tam anlamıyla anlatmaz. Turizm ekonomisi; o destinasyonda yaşayan, üç kuşaktır o toprağa tutunmuş insanların hikâyesidir.
Ve bugün bu hikâye, rekor manşetlerinin gölgesinde sessizce ama derinden sarsılıyor.





