Antalya'da sezon başından beri süregelen deniz kirliliği sorunu, kente en fazla turist gönderen Rusya ve Almanya'nın basın organlarında geniş yer buldu. Plastik atıklar, atıksu arıtma tesislerindeki aksaklıklar ve karasal kaynaklı kirlilik, bölgenin turizm çekiciliğini olumsuz etkilemeye başladı. Sorun, misafirler ile otel işletmeleri arasında tazminat talepleri içeren anlaşmazlıklara dönüşmüştür.
Alman basınında 23 Ağustos 2026'de yayımlanan bir haberde, Antalya kıyılarındaki plastik kirliliği Türkiye tatilini tehdit eden bir risk olarak sunuldu. Rusya tarafından ise 9 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan haber ajansı raporunda, Rus turizm sektörü temsilcilerinin mikroplastik kirliliğine ilişkin artan turist şikayetleriyle karşı karşıya olduğu belirtildi. Rus medya kuruluşları Izvestia ve Gazeta.ru da benzer içerikler yayımlamıştır.
Deniz kirliliğinin kaynakları çok yönlüdür. Atıksu arıtma tesislerinde yaşanan teknik sorunlar, nehir havzalarından taşınan karasal kirlilik ve günlük plastik atıklar, deniz ortamında karmaşık bir kirliliğe neden olmaktadır. Temmuz ve Ağustos aylarında turizm hareketinin yoğunlaştığı dönemde bu sorun daha belirgin hale gelmektedir.
Antalya'daki deniz kirliliğinin yoğunlaşması, Kasım ayında kentte düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler küresel iklim zirvesi COP31'in hazırlık süreci ile çakışmaktadır. Sezon aylarında ortaya çıkan bu sorun, bölgenin uluslararası turizm pazarındaki itibarını zedeleme riski taşımaktadır.




