Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, deniz üstü rüzgâr enerjisine ilişkin YEKA DÜRES-2026 Şartname Taslağı'nı görüşe açtı. Taslak, 1.000 MW kapasiteli deniz üstü rüzgâr santralinin bağlantı kapasitesi tahsisini ve YEKA kullanım hakkını düzenliyor. ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, taslağın Türkiye açısından önemli bir başlangıç olduğunu ancak asıl belirleyicinin modelin yatırımcı açısından uygulanabilir hale gelmesi olacağını söyledi.
Dünya Bankası'nın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile yürüttüğü "Offshore Wind Roadmap for Türkiye" çalışmasına göre, Türkiye'nin karasularındaki teknik deniz üstü rüzgâr potansiyeli yaklaşık 75 GW seviyesinde bulunuyor. Bu potansiyelin büyük bölümü Ege ve Marmara bölgelerinde yoğunlaşıyor. Aynı yol haritası, Türkiye'nin 2035'e kadar yaklaşık 5 GW deniz üstü rüzgâr kapasitesine ulaşabileceği bir gelişim senaryosu öngörüyor. Arıcı, Türkiye'nin deniz üstü rüzgâr potansiyelinin birçok Avrupa ülkesinin üzerinde olduğunu vurgulayarak, 1.000 MW'lık ilk yarışmanın bu potansiyelin küçük bir bölümüne karşılık geldiğini ancak doğru kurgulandığında arkasından gelecek daha büyük kapasitenin yolunu açacak bir pilot işlevi göreceğini belirtti.
Şartname taslağına göre yarışmayı kazanan yatırımcı, sözleşme imzasından itibaren en geç 1 yıl içinde ölçümlere başlaması ve en az 12 aylık meteorolojik ve oşinografik ölçüm yapması gerekiyor. Ölçümler sonucunda kapasite faktörünün yüzde 40'ın altında çıkması halinde yatırımcı, gerekçe raporu sunarak sözleşmenin feshini talep edebiliyor. Deniz tabanı araştırmaları sonrasında kapasitenin yüzde 50'sine kadar tadil edilmesi veya sözleşmeden çekilme imkânı da tanımlanıyor. Bu hakların ilk 4 yıl içinde kullanılabilmesi öngörülüyor.
Arıcı, taslakta yer alan yüzde 25 asgari yerlilik zorunluluğunun ve bu oranın altında kalınması halinde her yüzde 1'lik dilim için 5 milyon ABD doları cezanın, Bakanlığın offshore'u yalnızca elektrik üretim yatırımı olarak değil, sanayi politikası aracı olarak da kurguladığını gösterdiğini söyledi. Türkiye'nin rüzgâr sanayisinde ciddi bir birikimi olduğunu belirten Arıcı, offshore'un karasal rüzgârdan çok daha farklı bir tedarik zinciri gerektirdiğini ve deniz üstü temel yapıları, denizaltı kablolama, liman altyapısı ve kurulum ekipmanlarının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.







