Orta Doğu'daki jeopolitik gerilim, Kızıldeniz hattındaki güvenlik riskleri ve deniz taşımacılığındaki maliyet artışları, Avrupa'nın tedarik tercihlerini yeniden şekillendiriyor. Tekstil ve hazır giyim sektöründe yaşanan bu değişim, Türkiye'yi yakın coğrafyadan tedarik (nearshoring) modelinin merkez ülkelerine getiriyor. MISIRLI Underwear & Socks Yönetim Kurulu Üyesi Murat Eren Taşçı, bu konjonktürün Türk tekstili için önemli bir fırsat oluşturduğunu belirtiyor.
Uzak Doğu'dan gelen ürünlerin Avrupa limanlarına ulaşması 35-45 gün sürerken, Türkiye karayoluyla Avrupa'nın merkezine yaklaşık bir hafta içinde erişebiliyor. Taşçı'ya göre bu hız avantajı, tüketim talebinin öngörülemez olduğu dönemlerde işletme sermayesinin daha hızlı dönmesini sağlıyor. Buna karşılık, Türkiye'de ortalama işçilik maliyeti 1.200 dolar seviyesindeyken, Mısır'da nitelikli işçilik maliyeti yaklaşık 250 dolar bandında bulunuyor. Bu fark, Türkiye'nin düşük fiyatlı ürün grubunda uzak doğu ile rekabet etmesini zorlaştırıyor.
Taşçı, Türk tekstilinin rekabet alanını yüksek katma değerli, hızlı teslim edilen ve kaliteli ürünlerde bulması gerektiğini vurguluyor. Jeopolitik kriz dönemlerinde Çin çıkışlı konteyner maliyetlerindeki artış ve petrol fiyatlarındaki yükseliş, navlun masraflarını önemli ölçüde artırmıştır. Taşçı'ya göre, sürdürülebilirlik yatırımları ilk aşamada maliyetli görünse de orta vadede işletmelere verimlilik ve rekabet gücü kazandırıyor.
Avrupalı tüketicinin "Made in Türkiye" etiketini kalite ve güvenle ilişkilendirdiğini belirten Taşçı, bu algının daha güçlü ve stratejik bir tanıtım yaklaşımıyla desteklenmesi gerektiğini söylüyor. Sektörde kalıcı avantaj yaratmak için üretimi yalnızca maliyet hesabıyla yönetmenin artık yeterli olmadığını ifade ediyor. Reuters de Türkiye'nin coğrafi yakınlığı, üretim kapasitesi ve hızlı teslimat avantajıyla Avrupa'nın yakın coğrafyadan tedarik stratejisinde öne çıkan ülkeler arasında yer aldığına dikkat çekiyor.







